
Taklit Sanattan Medeniyet İnşasına Uzanan Bir İstikamet
Maarif Platformu’ndan “Sanattan Tevhide” Çalıştayı Sonrası Değerlendirme Toplantısı
İstanbul İlim ve Kültür Vakfı (İİKV) ile İstanbul Medeniyet Enstitüsü iş birliğinde, 29 Kasım 2025 tarihinde Rami Kütüphanesi’nde düzenlenen “Sanattan Tevhide” Sanat Çalıştayı, akademisyenler, uzmanlar ve sanatçıların geniş katılımıyla gerçekleştirildi. Çalıştayda sanat; “Sanat ve Kutsal”, “Sanat ve Temsil”, “Sanat ve Ta’lim” ile “Sanat ve Hayat” başlıkları altında ele alınarak, tevhid merkezli estetik anlayışın farklı boyutları kapsamlı biçimde tartışıldı.
Alanında yetkin isimleri bir araya getiren çalıştay, kültür ve sanat çevrelerinde olduğu kadar medyada da geniş yankı uyandırdı. Çalıştayın ardından, sürecin fikrî paydaşları arasında yer alan Maarif Platformu, kapsamlı bir değerlendirme toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıda masa başkanları ve ilgili uzmanların bir araya gelmesi ile çalıştayın etkileri, kazanımları ve bundan sonraki sürecin nasıl sürdürüleceğine ilişkin yol haritasını ele aldı.
Değerlendirmelerde, “Sanattan Tevhide” çalıştayının tek seferlik bir etkinlik olarak görülmediği; aksine eğitimden sanata, şehir hayatından sosyal ilişkilere kadar uzanan uzun soluklu bir medeniyet yürüyüşünün başlangıcı olduğu vurgulandı. Geniş kapsamlı rapor çalışmaları öncesinde yapılan toplantı sonunda, sürecin devamlılığına ve güçlendirilmesine yönelik bir çağrı ve bildirge yayımlanarak kamuoyuyla paylaşıldı.
Yayını aşağıda yer bağlantı ile Maarif Platformu Youtube kanalından izleyebilirsiniz: 📺 İzle: Maarif Sohbetleri 36: Sanattan Tevhide Çalıştayı Genel Değerlendirmesi
Çağrı ve bildirge metni için: https://www.maarifplatformu.com/sanattan-tevhide-maarifte-estetik-donusum-ve-medeniyet-cagrisi/
Rami Kütüphanesi’nde Ortak Mutabakat: Sanat Medeniyet İnşasının Merkezinde Yer Almalıdır
Çalıştay hakkında değerlendirmelerde bulunan Çalıştay Başkanı Doç. Dr. Rasim Soylu ile koordinatör Mehmet Arif Vural, sürecin ortaya koyduğu çerçeveyi şu başlıklar altında özetledi.
Soylu ve Vural, İstanbul İlim ve Kültür Vakfı ile İstanbul Medeniyet Enstitüsü’nün birlikte organize ettiği, Maarif Platformu’nun fikrî destek sunduğu “Sanattan Tevhide” Sanat Çalıştayı’nın, televizyonlardan dijital platformlara, gazete manşetlerinden akademik çevrelere kadar geniş bir alanda yankı bulduğunu ifade etti. Medyada oluşan bu yoğun ilginin, Türkiye’nin sanat alanında hissedilen yapısal boşluğa işaret ettiğini belirten Soylu ve Vural, çalıştayın birçok çevre tarafından bir “ihya ve inşa” sürecinin başlangıcı olarak değerlendirildiğini kaydetti.
Yürütülen çalıştay sürecinin; akademisyenleri, sanatçıları, kültür kuramcılarını ve bağımsız entelektüelleri ortak bir zeminde buluşturduğunu vurgulayan Soylu ve Vural, Rami Kütüphanesi’nin tarihî atmosferinde oluşan bu mutabakatın, Türkiye’nin sanatta taklitçi yaklaşımları geride bırakarak kendi köklerinden beslenen, dünyaya tevhidî ve birleyici bir dil sunma ihtiyacını açık biçimde ortaya koyduğunu dile getirdi.
Toplantı sonunda ulaşılan temel sonuca da dikkat çeken Soylu ve Vural, sanatın yalnızca estetik bir tercih olarak ele alınamayacağını; eğitimden ekonomiye, mimariden sosyal ilişkilere kadar yerli bir düşünce ve ifade dilinin inşasında belirleyici bir rol üstlendiğini ifade etti. Sanat merkezli bu yaklaşımın, bireyi daha üretken ve mutlu kılacağı; şehir estetiğinden iş hayatına kadar pek çok alanda tek boyutlu yaşam anlayışını aşmaya imkân tanıyacağı belirtildi.
Soylu ve Vural, çalıştayda dile getirilen ortak görüşü ise şu şekilde özetledi: Taklitçi yaklaşımlardan uzak, yerli ve sahici bir sanat ve eğitim anlayışı, toplumsal yenilenmenin temel unsurlarından biridir. Bu çerçevenin, önümüzdeki dönemde geliştirilecek yeni çalışmalara sağlam bir zemin oluşturması hedeflenmektedir.
PROGRAMIN AÇILIŞ KONUŞMALARI
Çalıştay açılış Toplantısında İstanbul İlim ve Kültür Vakfı Başkanı Said Yüce, Çalıştay Başkanı Doç. Dr. Rasim Soylu, Çalıştay Sekreteri ve hattat Mehmet Arif Vural, Rami Kütüphanesi Müdürü Ali Çelik, IRCICA Genel Direktörü Prof. Dr. Mahmut Erol Kılıç ve Türk Tasavvuf Musikisi ve Folklorunu Araştırma ve Yaşatma Vakfı Başkanı, sanatçı Ahmet Özhan tarafından gerçekleştirildi. Konuşmalarda, sanatın kaynağı, anlamı ve toplumsal rolü tevhid ekseninde ele alınarak; modern dönemde sanatın hakikatle kurduğu ilişkinin yeniden düşünülmesi gerektiği vurgulandı.
Çalıştayda, sanatın nihai referansını hakikatten koparan indirgemeci yaklaşımların eleştirildiği; sanatın insanı, toplumu ve medeniyet tasavvurunu inşa eden yönüne dikkat çekildi. Program, sanatın yalnızca estetik bir faaliyet değil; tefekkür, sorumluluk ve kulluk bilinciyle ilişkili kurucu bir alan olduğu yönündeki ortak kanaatle tamamlandı.
Çalıştay Açılış videoları Oynatma Listesi: Sanattan Tevhide Çalıştayı – YouTube
ÇALIŞTAY SÜRECİ
Bu kapsamlı organizasyon; akademisyenler, sanatçılar, kültür kuramcıları ve bağımsız düşünce insanlarının katılımıyla geniş bir ortak zemin oluşturdu.
Çalıştay çalışmaları, özellikle dört temel başlık etrafında şekillenen çözüm odaklı yaklaşımı ile öne çıktı. Bu başlıklar, sanatın yalnızca estetik bir faaliyet değil; düşünsel, eğitsel ve toplumsal boyutları olan kurucu bir alan olarak yeniden ele alınması gerektiğini ortaya koydu:
- Sanat ve Kutsal
Masa Başkanı: Dr. Ömer Faruk Dere
Modern dünyada sanatın sekülerleşme baskısı altında anlam kaybına uğradığı tespitinden hareketle; estetik ile iman arasındaki ilişkinin yeniden düşünülmesi ele alındı. Bu oturumlarda, sanat dilinin hakikat merkezli bir kavramsal çerçeveye oturtulması gerektiği vurgulanarak düşünce dünyasında önemli bir boşluğa temas edildi.
- Sanat ve Temsil
Masa Başkanı: Dr. Bahri Güngördü
Geleneksel sanatların (hat, tezhip, ebru) taşıdığı sembolik anlatım biçimlerinden, sinema ve tiyatro gibi çağdaş mecralarda inanç merkezli yeni ifade imkânlarına uzanan tartışmalar yürütüldü. Bu çerçevede, “nasıl bir sanat?” sorusuna teorik olduğu kadar uygulanabilir cevaplar üretilmesi hedeflendi.
- Sanat ve Ta’lîm
Masa Başkanı: Prof. Dr. Burhan Akpınar
Sanatın tefekkür, irşat ve iyileştirici yönlerinin eğitim süreçlerine nasıl entegre edilebileceği ele alındı. Bu başlık altında yürütülen değerlendirmeler, medeniyet perspektifli bir eğitim anlayışının estetik zeminini güçlendirmeye yönelik öneriler sundu.
- Sanat ve Hayat
Masa Başkanı: Savaş Aktaş
Dijital kültürden modaya, inovasyondan toplumsal sorumluluk alanlarına kadar modern insanın sanatla kurduğu ilişki analiz edildi. Çalıştayda, bu ilişkiye bütüncül ve tevhidî bir bakış açısı kazandırmanın imkânları tartışıldı.
Çalıştay katılımcıları, Anadolu Ajansı’na yaptıkları değerlendirmelerde etkinliğin amacının; sanat ve düşünce alanında yerli, bütüncül ve kurucu bir dil geliştirmek olduğunu ifade etti.
Haber linki: …Sanatçılar ve akademisyenler, “Sanattan Tevhide Çalıştayı”nda AA’ya değerlendirmelerde bulundu
Maarif Platformu Başkanı Osman Çakmak: Sanatın Önündeki Yapısal Engeller Aşılmalı
Çalıştay Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Osman Çakmak
Çakmak, “Sanattan Tevhide” Sanat Çalıştayı ile ardından gerçekleştirilen değerlendirme toplantısını birlikte ele alarak, çalıştayın ortaya koyduğu vizyon ve geleceğe dönük hedeflerin yol haritasını gösterdiğini ifade etti. Bu toplantı ve değerlendirmelerin sonucunda Maarif Platformunun desteği ile bir bildirge ve çağrı hazırlandığını da hatırlattı.
Değerlendirmede, sanat ve uygulamaya dayalı üretimin önünde ciddi yapısal engeller bulunduğunu belirten Çakmak, bundan sonraki toplantılarda bu engellerin çözüm odaklı olarak merkeze alınması gerektiğini dile getirdi.
Sanatın kutsallıktan koparılarak araçsallaştırılmasının ve eğitimin bir rant alanına dönüştürülmesinin, köklü bir maarif anlayışından uzaklaşmanın sonucu olduğunu belirten Çakmak, bu sürecin kimliksizleşmeyi beraberinde getirdiğini ifade etti. Çakmak’a göre maarifsizlik, dışarıya bağımlı, kendi özgün eserlerini üretemeyen; taklidi, geçici moda akımlarını ve özenti kültürünü besleyen suni bir kişilik inşasına yol açıyor. Bu durumun ise Batı’ya bağımlılığı derinleştirerek kimlik erozyonunu daha da hızlandırdığını dile getirdi
Eğitim sisteminde müfredat tekeli ve zorunlu eğitim uygulamalarının, sanatın gelişimini ve pratiğe dönüşmesini sınırladığını belirten Çakmak, Türkiye Yüzyılı Maarif modelinin sanat alanında desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Mevcut sistemin, bireyleri sanat üreten konuma taşımak yerine; emeğin ve alın terinin geri plana itildiği, üretimden çok tüketime dayalı bir yapıyı beslediğini dile getirdi.
Çakmak, “’Sanattan Tevhide’ çalıştayı, bize sanat ve emek temelli üretim alanlarının yeterince açılmamasının, nitelikli insan kaynağının işsizlikle karşı karşıya kalmasına yol açtığını gösterdi. Çalıştay, bu sorunun kapitalist sistemin etkisiyle daha da derinleştiğini ortaya koydu. Toplumsal gündemde bu meselelerin hak ettiği ölçüde yer bulmadığını da değerlendirdik. Özellikle dizi ve medya içeriklerinin, insanları basit zevklere, kolaycılığa ve sanattan uzak bir yaşam tarzına yönlendirdiğini gözlemledik” dedi.
Çalıştay sonucunda, bu tabloyu tersine çevirecek çözüm yollarının belirlenmesi gerektiği vurgulandı. Eğitim ve sanat alanlarının gençleri hem beceri hem de anlamla donatacak şekilde yeniden yapılandırılması, üretim alanlarının açılması ve medyanın olumlu rol oynayacak biçimde düzenlenmesi, katılımcıların öncelikli önerileri arasında yer aldı.
Çakmak, bu tabloyu yalnızca yerel değil, insanlığın ortak bir sorunu olarak değerlendirdiklerini belirterek, sanatın yeniden hayatın merkezine alınması için tüm kesimlerin ortak bir çaba içinde olması gerektiğini ifade etti. “Sanattan Tevhide” çalıştayının da bu bilinçle ortaya koyduğu çerçevenin, önümüzdeki dönemde yürütülecek çalışmalara güçlü bir zemin sunduğunu kaydetti.
Açıklamalarını sürdüren Çakmak, “‘Sanattan Tevhide’ çalıştayı, bize net bir çözüm perspektifi sundu: Türkiye’de sanat ve meslek alanındaki krizin temel kaynağı, eğitimin pusulasını kaybetmiş olmasıdır. Eğitim hâlâ ilerliyormuş gibi görünse de artık nereye ve niçin yöneldiğini hatırlamıyor. Teknik bilgi aktarımı sürse de, bu bilginin varlık, insan ve anlamla kurduğu bağ zayıflamış durumda. Çalıştay, bu boşluğu nasıl doldurabileceğimiz, eğitim ve sanat ekseninde gençleri hem beceri hem de ruhla donatacak yolları göstermiştir.”
Bizim için ontoloji, soyut bir felsefe başlığı değil; iman hakikatlerinin bizzat kendisidir. İmanın altı esası, varlığı nasıl gördüğümüzü, insanı nasıl konumlandırdığımızı ve sanatı hangi zeminde ürettiğimizi belirleyen temel ontolojik çerçevedir. Bu çerçeve kaybolduğunda, sanat süs olur, meslek mekanikleşir, eğitim ise sadece beceri öğreten bir araca dönüşür.
Eğitim, insanı Sâni-i Zülcelâl’in kâinattaki tecellilerini fark etmeye hazırlayan bir tekemmül ve insan-ı kâmil yolculuğu olarak ele alındığında gerçek anlamda bir maarif ve irfan sürecine dönüşür. Bu yolculuk, haritasını iman ontolojisinden alır. Harita kaybolduğunda ise yol uzar, yön şaşar, derinlik kaybolur.
Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey; sanatı ve estetiği, maddeye hapseden dar bakıştan kurtarıp ilahî kaynağıyla yeniden buluşturacak bütüncül bir yenilenmedir. ‘Sanattan Tevhide’ tam da bu yönü yeniden hatırlatma çabasıdır.”
Osman Çakmak, çalıştayda yapılan müzakerelerin ortaya koyduğu temel meseleleri ve çözüm çerçevesini şu şekilde özetledi:
“Bugün eğitimde yaşadığımız krizin kalbinde, estetik bir kopuş ve buna bağlı bir ruhsuzlaşma vardır. Sanatın ve zanaatın müfredattan çıkarılması, çoğu zaman teknik bir düzenleme gibi görülüyor; oysa bu, doğrudan Tevhid hakikatinden uzaklaşmanın bir sonucudur. Çünkü güzellik, insan icadı bir süs değil; Allah’ın güzel isimlerinin, yani Esma-i Hüsna’nın bu âlemdeki yansımalarıdır. Güzellikle bağı kopan bir eğitim, ister istemez ruhunu kaybeder.
Sınav merkezli yapı —LGS ve YKS etrafında şekillenen dar müfredat— gençlerin istidadını genişletmek yerine, onları test kağıtlarının içine sıkıştırmıştır. Atölyeler, laboratuvarlar ve müzik sınıfları ya kapatılmış ya da işlevsiz hâle gelmiştir. Böyle bir zeminde eğitim, inşa eden değil tüketen; üretime çağıran değil beklemeye alıştıran bir sürece dönüşmektedir.
Buna bir de zorunlu ve merkeziyetçi eğitim anlayışı eklendiğinde, eğitim büyük ölçüde hayatın içinden çekilmekte; sanat ve meslek yolları daha baştan tıkanmaktadır. Eğitim, üretime ve irfana açılan bir kapı olmaktan çıkıp, sınavlara hazırlayan bir mekanizmaya, zamanla da rant ve ticaret alanına dönüşmektedir. Her şeyin Ankara’dan belirlenmesi, halkın katkısını, yerelin tecrübesini ve usta–çırak kültürünü sistemin dışına itmekte; eğitim, toplumun kendi kendini yenileyen bir yapısı olmaktan uzaklaşmaktadır.
Mevcut yapı, gençleri yalnızca tüketici reflekslerle büyütmekte; kolay yönlendirilen, medyanın ve modanın etkisine açık, taklitçi ve dışarıdan yönlendirilen kitleler ortaya çıkarmaktadır. Kendi kökleriyle bağ kuramayan bu ortam, giderek zihinsel bağımlılıkları beslerken; üretimden uzak, yalnızca tüketimi marifet sayan bir nesil oluşturmaktadır. Sonuçta, işi bilse bile ruhunu katamayan; becerisi olsa bile şevki olmayan bireyler yetişmektedir. Bu durum sadece ekonomik değil, aynı zamanda ahlaki ve estetik bir yoksullaşmaya işaret etmektedir.
“Sanattan Tevhide” Çalıştayı ve ardından yapılan değerlendirme toplantısı, bu sorunları kökleriyle ve kaynaklarıyla birlikte ortaya koyarak, gençlerin eğitimi, sanat ve üretim ekseninde yeniden yapılandırılmasına dair önemli bir perspektif sunmuştur. Çalıştay, eğitimdeki eksiklikleri ve sanatın araçsallaştırılmasını tartışırken, çözüm yolları için de yol gösterici bir zeminin oluşmasını sağlamıştır.
Çalıştay, eğitimin Tevhid eksenli bir zeminde yeniden inşa edilmesi gerektiği konusunda çözüm önerilerini gündeme taşımıştır. Bu yaklaşım hayata geçirildiğinde, eğitim öğrenci için bir yük olmaktan çıkıp şevk ve anlam kaynağına dönüşecek; zevk, sanat, iş ve istihdam alanlarında artış sağlanacaktır. Böylece meslek ve sanat okullarından kaçış, emek ve alın terinden uzak durma eğilimi sona erecektir.
İlk adım olarak, sanatı ilahî kaynağıyla yeniden buluşturmak gerekmektedir. Müfredat, kâinatı rastgele bir madde yığını olarak görmek yerine, ilahî bir sanat eseri olarak okuyan bir perspektifle yeniden tasarlanmalıdır. Estetik ise yalnızca lüks veya süs değil, hakikate açılan bir idrak kapısı olarak konumlandırılmalıdır.

















Bir Yorum