Maarif Sohbetleri’nin 44. buluşması, 23 Ekim 2026 Cuma akşamı “Küresel Krizlere Kur’ânî Çözümler” başlığıyla çevrim içi olarak gerçekleştirildi ve Maarif Platformu YouTube kanalından canlı yayınlandı. 13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu’nun ardından düzenlenen sohbetin konuğu Duke Üniversitesi’nden (ABD) Mustafa Tuna oldu. Moderatörlüğünü Fatih Mehmet Coşkun’un yaptığı programda Abdurrahman Bulut, Alparslan Açıkgenç, Mustafa Yazgan, Ünal Akyüz ve Mehmet Ali Gündoğdu müzakereci olarak katkı sundu.

Sohbette sempozyumun ilmî kazanımları ve geleceğe dönük imkânları ele alındı; sonunda üzerinde ayrıca düşünülmesi gereken bir soru gündeme geldi: Büyük bir ilmî buluşmanın muvaffakiyeti yalnız katılım ve tebliğ sayılarıyla mı, yoksa zaman içinde doğurduğu kalıcı tesirle mi anlaşılır?

Sohbetin kaydını yukarıdan izleyebilir ya da YouTube’da açabilirsiniz.

İlmî bir geleneğin yeni halkası: 60 ülkeden 668 başvuru

İlk değerlendirmeyi yapan Mustafa Tuna, 1991’de başlayan Bediüzzaman sempozyumlarının uzun soluklu bir emeğin ürünü olduğunu hatırlattı. İstanbul İlim ve Kültür Vakfının öncülüğünde, üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının, kamu kurumlarının ve gönüllülerin katkısıyla düzenlenen sempozyumu yalnız akademik bir faaliyet değil, farklı çevreleri buluşturan bir müzakere zemini olarak gördüğünü söyledi.

Tuna’nın aktardığına göre 4–7 Ekim 2026’da gerçekleştirilen sempozyuma yaklaşık 60 ülkeden dört dilde 668 tebliğ başvurusu yapıldı. Seçilen 262 tebliğ, 58’i yüz yüze ve 10’u çevrim içi olmak üzere 68 oturumda Türkçe, Arapça, İngilizce ve Rusça olarak sunuldu. Hazırlık çalışmalarında görev alan Mustafa Yazgan ise bundan sonraki hedefin bu buluşmaların sürekliliğini sağlamak ve kurulan temasları ortak yayınlara, araştırma projelerine ve daha odaklı ilmî toplantılara dönüştürmek olması gerektiğini vurguladı.

“Neden Bediüzzaman?”

Tuna, Risale-i Nur’un önemini yalnızca belirli konulara verdiği cevaplarda değil, insanın varlığa ve hayata bakışını Kur’an’ın rehberliğinde yeniden düşünmesine yardımcı olmasında buldu. Bunu bir oda benzetmesiyle anlattı: Pencereden bakıldığında önümüzdeki dolap bütün görüş alanını kapatabilir; oysa kapıdan içeri girildiğinde odanın geri kalanı da görünür. Risale-i Nur da okuyucuyu alıştığı bakış açısının dışına çıkararak kâinat, insan, ilim ve ahlak meseleleri arasındaki münasebetleri yeniden düşünmeye davet ediyor.

Tuna, sonuç bildirgesinde öne çıkan on altı meseleyi de hatırlattı: adalet ve şûra, Gazze’deki zulüm, müspet hareket, İttihad-ı İslam, çevre, iktisat ve kanaat, aile, gençlik, göç, yapay zekâ, ruh sağlığı, eğitimde akıl ve kalp bütünlüğü ile ilim ve iman münasebeti bunlar arasındaydı. Konuşmada krizlerin ahlaki ve manevi yönünün ihmal edilmemesi çağrısı öne çıktı.

Kardeşlik yalnız konuşulmadı, yaşandı

Abdurrahman Bulut, farklı ülkelerden, kültürlerden ve İslami yorum çevrelerinden insanların bir araya gelmesinin bıraktığı tesire dikkat çekti; koridorlarda kurulan dostlukları kardeşlik düşüncesinin fiilî bir örneği olarak değerlendirdi. Mustafa Yazgan bu buluşmayı İttihad-ı İslam ve uhuvvet açısından ele alırken Mehmet Ali Gündoğdu, birliğin yalnız siyasi kararlarla kurulamayacağını, önce insanların birbirini tanıması ve aralarında muhabbet oluşması gerektiğini vurguladı.

Fikirlerin sosyal hayattaki karşılığı

Ünal Akyüz, sempozyumun Bediüzzaman’ın görüşlerini güncel meselelerle ilişkilendirme gayretini öne çıkardı. Müspet hareket anlayışının toplumsal ihtilaflar, birlikte yaşama ve kamu hayatı bakımından nasıl yorumlanabileceği üzerinde durdu; eğitim, çevre, iktisat ve teknoloji gibi alanlarda Risale-i Nur’dan hareketle hangi somut yaklaşımların geliştirilebileceğinin daha fazla araştırılmasını istedi.

Katılımın çokluğu, tesirin derinliği

Müzakerenin sonunda Tahsin Gülhan, çok sayıda tebliğin farklı salonlarda ve dillerde sunulmasını bir organizasyon başarısı olarak gördüğünü, ancak bunun ne ölçüde kalıcı bir ilmî tesir meydana getireceğinin ayrıca sorgulanması gerektiğini söyledi: Verimli olmakla etkili olmak aynı şey değildir. Konuşmalarda dile getirilen teklifler, yani tebliğlerin erişilebilir hâle getirilmesi, ülkeler arasında ortak çalışmaların sürdürülmesi ve belirli meselelere odaklanan daha küçük toplantılar, bu sorunun cevabına işaret ediyor.

Maarif Platformu’nun değerlendirmesi

Sınırlı süre sebebiyle sohbette daha çok sempozyumun organizasyonu, uluslararası katılımı ve kurumsal imkânları konuşuldu. Platformun değerlendirmesine göre sempozyumun asıl fikrî muhtevası, özellikle Risale-i Nur’un varlık, iman ve bilgi anlayışına getirdiği açıklamalar ile mana-yı harfi, tahkik ve tefekkür anlayışının okul ve üniversite eğitimine, ders kitaplarına, öğretmen yetiştirmeye ve yaygın din eğitimine yansımaları, ayrıca ve daha derinlemesine müzakere edilmeyi hak ediyor.

Toplantı değerlendirmesinin tamamı

Değerlendirme notlarını PDF olarak açın veya indirin (3 sayfa)